[İzmir’i] Yürü

2010 yılında başlayan markalaşma sürecinde, ‘İzmir’in, gizli kalmış sayısız cevhere sahip olduğu’ tespit edilmişti. Doğru bir saptama. Kemeraltı’ndan Meryem Ana’nın Evi’ne, NASA Uzay Kampı’ndan Oyuncak Müzesi’ne sayısız değerimiz var. Turistler bunların çoğunu bilmiyor. İzmirliler ise bunları çat diye hatırlayamıyor. Acaba bu konuda ne yapabiliriz? Gelin Amerika’nın Raleigh şehrine gidelim.

Raleigh nüfusu Karşıyaka kadar olan tipik bir Amerikan şehri. Araba kullanımına göre planlanmış. Yayaları ikinci plana atan bir kafada inşa edilmiş. Her yere otomobil ile ulaşıldığı için şehir gitgide kimliğini kaybetmeye başlamış. Şehirliler ise sağlıklarını… Bunun üzerine Matt Tomasula isimli bir öğrenci insanları arabalarından çıkmaya teşvik edecek bir yöntem düşünmüş. Arkadaşlarını gizlice organize etmiş. Soğuk ve yağmurlu bir Ocak akşamında şehrin 27 farklı köşesine ‘kartondan yapılmış yönlendirme tabelaları’ gerilla usulü asmış. Bunların üzerlerinde, ‘Cennet gibi bir parka sadece 5 dakika yürüme mesafesi uzaklığındasınız.’, ‘Bu yönde 3 dakika yürürseniz şehrin en iyi barına varacaksınız.’ gibi basit yönlendirme mesajları varmış.

Raleighliler ertesi sabah kalktıklarında nereye baksalar bu tabelaları görmüşler. Meraktan arabalarından inmişler. Fotoğraf çekmişler, sosyal medyada paylaşmışlar. Şehrin belediye başkanı bu işe sinirlenmiş. ‘Bizden habersiz kimse böyle bir şey yapamaz!’ deyip tabelaları söktürtmüş. Öte yandan tabelalar sayesinde medyada Raleigh’nin adı çok sık geçmeye başlamış. Ayrıca şehir planlamacıları da Tomasula’nın fikrini gizliden gizliye çok tutmuşlar. Bunun üzerine Raleigh Belediyesi, tabelaları ‘pilot eğitim projesi’ adı altında tekrar asmış.

Projesinin bu kadar çok ses getirdiğini gören Tomasula, Walk [Your City] ([Şehrini] Yürü) isimli bir websitesi kurmuş. Buraya, ‘kendi tabelalarını yaratmak isteyen şehirler için’ bir tasarım seti koymuş. İki yıl içinde yüzden fazla şehir şehirlerine ‘QR kodlu yönlendirme tabelaları’ asmış. Halk bu tabelaları yaratırken ve asarken sosyalleşmiş, tabelaları görenler daha fazla yürür olmuş, tabelaların yönlendirdiği mekanlar ise daha çok dikkat ve ayak trafiği çekmeye başlamış. Yani her anlamda sağlıklı sonuçlar elde edilmiş!

Düşünürsek [İzmir’i] Yürü, şehrimizin bir çok ihtiyacını giderebilir. Örneğin, her yıl kurvaziyerle yüzbinlerce turist İzmir’e geliyor. Limanda indiklerinde karşılarında rengarenk tabelalar olsa… Üzerlerinde, ‘Bu yönde 15 dakika yürürseniz, yemyeşil bir parka ulaşacaksınız.’, ‘30 dakika yürürseniz eşsiz bir tarihi çarşıya varacaksınız.’ ‘10 dakika uzaklıkta şehrin en hareketli semti var.’ şeklinde yazılar yazsa… Turistler ‘gemilerini terk edip, İzmir’i dolaşmaya’ teşvik edilse… Bu sayede yerel esnafın işleri açılmaz mı?

Benzer şekilde [İzmir’i] Yürü, ‘İzmirlilere İzmir’i tanıtmak ve sevdirmek için’ de kullanılabilir. Mesela İzmir Gourmet Guide ile ortak bir çalışma yapılsa… Her semtteki en iyi restoranlar, kafeler, pastaneler belirlense… Daha sonra halkı bu mekanlara yönlendiren tabelalar asılsa… Bu sayede İzmirliler kendi şehirlerinde ‘lezzet avına’ çıkmaz mı? Bilmedikleri semtleri, eğlenceli bir şekilde tanımazlar mı?

Son olarak [İzmir’i] Yürü, genç İzmirlilerde ‘şehrin kültürel ve tarihi mirası hakkında merak uyandırmak için’ de kullanılabilir. Tabelaların yapısında minik bir oynama yapabiliriz. İzmir de gerçekleştirilmiş sayısız ilki bir oyuna çevirebiliriz. Mesela, İlk Kurşun Anıtı için, ‘Buradan on dakika uzaklıkta Türkiye’nin tarihinin değiştiğini biliyor muydunuz?’ gibi ucu açık sorular sorulsa… Tabelalarda QR kodlar olsa… Bu kodları cep telefonlarına okutturan çocuklar kısa ama ilgi uyandırıcı bir video izlese… Bu sayede hem şehrini tanıyan, hem de şehri ile övünen yeni nesiller yetiştirmez miyiz?

Önce Yüzer İskele, şimdi de Geleceği Ör projesi. İzmir tekrar insanların duruşlarını ortaya koyduğu şehir kimliğine kavuşuyor. Çünkü öncülük, İzmir’in DNA’sında var. Bu yüzden [İzmir’i] Yürü projesini uygulamak bize yakışır!

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.