Friends of …

Son genel seçimler gösterdi ki öyle ya da böyle İzmir önümüzdeki birkaç yıl içinde fiziksel olarak ciddi değişimler geçirecek. Merkezi hükümet te, belediye de bu yönde vaatler verdiler. Tabi bunları şehrin asıl sahibi olan bizlere danıştılar mı? Şahsi görüşüm iki tarafın proje mücadelesi sırasında olan mazide kalan güzel İzmir’e olacak. Ama suçu önce kendimizde aramamız lazım. Bizi ilgilendiren konularda organize olabilsek sesimiz çok daha gür çıkar, sözümüzün dinlenme şansı artar. Nasıl mı? Her zaman ki gibi yurtdışından bir örnek verelim ve bu fikrin İlklerin Şehri İzmir’e nasıl uyarlayabileceğimiz konusunu tartışalım. Bu ay New York şehrine misafiriz. Manhattan adasının batı yakasında açılan ultra modern High Line parkını duymuş olabilirsiniz. Gerçekten görülmeye değer bir alan. Ancak İzmir’i asıl ilgilendiren parkın kendisi değil, nasıl hayata geldiği.

Izmir Kulturpark - Fuar
Izmir Kulturpark – Fuar

Yıllardan beri Manhattan’ın ortasında, binaların arasında, bizim liman viyadüklerine benzer demiryolu ayakları atıl şekilde durmaktaymış. Hatta belediye yıkma kararı vermek üzereymiş. Ancak 1999’da iki sade vatandaş bu paslı, virane viyadüklerin yıkılmaması, aksine restore edilip park haline getirilmesi gerektiği yönünde delice bir fikir ortaya sürmüşler. Zamanla bu fikre inananların sayısı artmış ve Park ve Rekreasyon Departmanı’nın da ileride partner ilan edeceği Friends of High Line adında bir sivil toplum kuruluşu doğmuş. Kuruluşun ilk yaptığı şey kapı kapı dolaşıp fikirlerini hemşerileri ile paylaşmak olmuş. Böylece yeterli kamuoyu oluşturup Belediye’nin dikkatini çekmişler ve yıkım kararını geri çevirtmişler. Beş yıllık mücadele sonunda belediye kuruluşun projesini kabul etmiş ve bütçeden ödenek ayırmış. Birkaç sene önce açılan park New York’ta mutlaka görülmesi gereken bir çekim merkezine dönüşmüş. Ancak projeyi hayata geçirmekle kuruluşun işi bitmemiş. Şu anda High Line’ın yıllık bütçesinin 70%’ini sağlıyorlar. En can alıcı nokta ise şu: Bunu sadece insanlardan para isteyerek yapmıyorlar. Eğer para bağışlamak isterseniz ne ala. Şirket olarak sponsor da olabilirsiniz. Ama para vermek istemiyorsanız mesleğinizle alakalı bir yardım istiyorlar. Mesela bir grafik tasarımcı broşür yapıyor, bir avukat yasal konulara bakıyor. Veya gönüllü olup High Line’ın bakımına yardımcı olabilirsiniz.

Bize sıkça gelen bir soru vardır: Sivil toplum örgütünden marka mı olurmuş? İşin temeline inersek marka tüketiciye verilen bir vaattir. Tüketiciye verebileceğiniz en ileri vaat, hayatını daha anlamlı kılmaktır. İnsanlar artık hayatlarında anlamlı bir gaye istiyor. Bu bağlamda Friends of High Line gibi kuruluşların yaygınlığı, popülerliği ve hükümetler üzerindeki yaptırım güçleri aslında bize geleceğin markaları hakkında da fikir veriyor. Yakın gelecekte markalar toplulukları bir araya getiren aracılar olacaklar. Bir amaca ulaşmaya çalışan insanları bir arada tutan tutkal görevi görecekler. İşte bu yüzden Friends of High Line şehirlerine sahip çıkmak, her gün yaşadıkları yer hakkında söz sahibi olmak isteyen insanları bir araya getiren bir mıknatıs görevi görüyor. Bu tarz kuruluşların amacı şehri güzelleştirmek ve gelecek nesillere daha iyi bir yer bırakmak olduğu için gelecekte daha da başarılı olacaklar.

İzmir’de yapılacak çok iş, sahip çıkılacak çok değer var. Bunlardan bir tanesi iki ay önce bahsettiğimiz şehrin göbeğindeki terk edilmiş tarihi fabrikalar. Eğer biz bu fabrikalara sahip çıkmazsak eninde sonunda İstanbul sermayesi onları yıkıp yüksek katlı binalar yapacak. Daha önce de söylediğimiz gibi yüksek katlı binaya karşı değiliz. Ancak bu fabrikalar korunmalı ve restore edilmeli. Benim gibi düşünen sayısız İzmirli olduğunu biliyorum. Ne zaman Friends of High Line’ın kurucuları gibi vatandaşlar çıkacak ve delice bir fikir ortaya atacak, o zaman İzmirli bir araya gelecek. Ve emin olun hem belediye, hem de merkezi hükümet bu binaları koruma konusunda birbiri ile yarışacak. Tarihi binalar etrafında toparlanabilecek projelerden sadece biri. Aklıma gelen bir başka örnek Kültür Park’ın elden geçirilmesi. Her İzmirlinin fuarla ilgili bir anısı vardır. O zaman fuara sahip çıkmak neden sadece belediyenin görevi olsun?

Ne yazık ki İzmir’de sivil toplum kuruluşları genelde her şeyi engelleyen kurumlar olarak algılanmakta. Ancak siviller bir araya gelip mucizevi şeyler de yaratabilirler. İzmir de bu bilgi birikimi, bu terbiye ve çok sesliliğe saygı var. Neden bizim de şehre bir şey kazandırmak isteyen sihirli sivil toplum kuruluşlarımız olmasın? Bana yazın.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.