1+1=11

Çocukken en sevdiğim bulmaca, noktaları birleştirme oyunuydu. İlk bakışta birbiri ile alakasız noktalar, rakamları çizgi ile birleştirince bir şekle dönüşürdü. Nedense bir anda ortaya çıkan şekiller hep sihirli görünürdü bana. Ne ilginçtir ki, noktaları birleştirmek mesleğim haline geldi. Bir şehirden marka yaratmak, aslında noktaları birleştirmek demektir. Düşünün… Nasıl bulmacada bir sürü nokta varsa, İzmir’imizde de sayısız cevher var. Nasıl rakamları birleştirince ortaya bir şekil çıkıyorsa, cevherlerimizi doğru bir şekilde birleştirilince de markamızı yaratıyoruz. Tek fark, gerçek hayatta noktaların yanında rakamlar yok. O kadar. İzmir’imiz markalaşma sürecine girdi, noktalarını birleştirmeye başladı. Ama İzmir’in etrafında da inanılmaz bir potansiyel yatıyor. Hemen her köy keşfedilmeyi bekleyen birer cevher. Peki gizli kalmış, irili ufaklı, bunca cevherlerimizi nasıl birleştireceğiz? İlk yapmamız gereken bu köyler neden gizli kalmış, onu sorgulamak.


Markalaşmak bir kalkınma projesidir
Genelde, küçük yerleşim yerlerinin gizli kalmalarının 3 temel sebebi vardır: Birincisi, sınırlı kaynakları olan köyler ve ufak belediyeler dünyayı takip etmekte zorlanırlar. İkincisi, yöneticiler nereden başlayacaklarını kestiremezler. Ellerinde onları başarıya ulaştıracak bir yol haritaları yoktur. Son olarak ta, her şeyi tek başlarına yapmaları gerektiğini düşünürler. Oysa birlikten güç doğar. Küçük yerleşim merkezlerinin markalaşmalarını kolaylaştırmak için kullandığımız formül “1+1 = 11”dir.

Büyüklerimiz “Marka şehir olmak istiyoruz.“ dediklerinde kısaca sosyo-kültürel bir kalkınma projesinden bahsederler. Köylerin markalaşmasının asıl amacı da kalkınmaktır. Ancak her köy kendi başına markalaşmaya kalkarsa hem ortaya büyük bir masraf çıkar, hem de kalkınmanın meyveleri çok yavaş toplanır. Bunun çözümü köyleri tek başlarına ele almak yerine bölgeleri markalaştırmaktır. Genelde köylerde görülecek bir, iki, en fazla üç şey olur. Ama bir kaç köy bir araya gelirse, turistlere çekici bölgesel vaatler sunulabilir. Kimya biliminde buna “critical mass” yani “yeterli miktar” deniyor. Marka biliminde ise tek başına çok ikna edici olmayan ufak vaatleri birleştirerek yaratılan büyük marka vaatlerine bu isim verilmiş. “Critical mass”in en güzel örneği Kanada’nın Orleans Adası.

Köylerimizin Orleans Adası’ndan öğrenebilecekleri
Quebec şehri Kanada’nın en turistik yerlerinden biridir. 400 yıllık şehirde görülecek o kadar çok şey var ki, 2-3 gün boyunca sıkılmadan zaman geçirebilirsiniz. Buna rağmen turistlerin en uğrak yerlerinden biri şehrin yarım saat uzağındaki Orleans Adası. Karaburun büyüklüğündeki adanın tamamı tarlalardan, bağ-bahçelerden ve şirin çiftlik evlerinden oluşuyor. Ama bunların hiçbiri illa görülmesi gereken yerler değil. Bunun bilincinde olan çiftçiler bir araya gelmişler ve Orleans Adası markasını yaratmışlar. Stratejilerinin iki ayağı var: Birincisi, reklam yapıp turistleri adaya çekebilmek. Bunun için çiftçiler egolarını dizginlemişler ve güçlerini birleştirmişler. Tanıtım tek elden yapılmaya başlanmış. Hiçbir çiftliğin diğerinin önüne geçmeyeceği tarzda kampanyalar hazırlanmış. Turistler için yarım günlerini dolu dolu geçirebilecekleri birkaç tur hazırlanmış. Dileyen bağları geziyor, dileyen peynir-şarap tadıyor, dileyen de dalından meyve koparıyor. Stratejinin ikinci ayağı ise gelen turistleri adada tutabilmek. Bunun için çiftçiler, gönüllü olarak ziyaretçilerine diğer çiftliklerin tanıtımını yapıyorlar. Mesela, peynir aldığınız dükkanın sahibi, size adanın diğer ucundaki üzüm bağından alacağınız şarabın, peynirinizin tadını zenginleştireceğini söylüyor. Biliyorlar ki, bir turist adada ne kadar uzun kalırsa uzun vadede kendilerine geri dönüşü o kadar çok olacak. Adaya girdikten sonra kendinizi bilardo topu gibi hissediyorsunuz. Hesapta olmayan bir çok yerde duruyor, bir sürü ürün satın alıyorsunuz. Kısaca 1+1 = 11 oluyor.

Bozdağ’da hafta sonundan Ödemiş turuna
Birkaç aydır Bozdağ Kayak Merkezi (BKM)hakkında yazıyoruz. Eninde sonunda BKM Türkiye’nin en popüler kayak merkezlerinden biri olacak. Ancak bu yetmez. BKM’den 20 dakika uzaklıktaki Birgi kasabasının Şirince’den bir eksiği yok. Köy evleri butik otellere dönüştürülüp BKM’ye gelen kayakçıları ağırlansa, her araba Ödemiş’te köfte molası verse, Kırkoluk’ta kar yürüyüşü için özel patikalar açılsa, başka bir köyde peynir, diğerinde şarap tadımı yapılsa… İşte o zaman cevherlerimizi birleştirmiş ve “critical mass” yaratmış oluruz… Düşüncelerinizi bana yazın.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.