İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iletişim sorunu

Bir kaç ay önce dünyaca ünlü giyim markası GAP logosunu değiştirdiğini dünyaya duyurdu. Yeni logoları eski logolarından kötü olmamasına rağmen internet alemlerinde benzersiz bir fırtına koptu ve milyar dolarlık şirket bir iki hafta içinde eski logosuna geri dönmeye mecbur kaldı. Firmaya gelen tepkiler logonun kendisinden öte, işin yapılış şekline yönelikti. Yüz binlerce GAP müşterisi firmanın kendilerine danışmadan yeni logosunu piyasaya sürmesini saygısızlık olarak algıladı. Bu olay 21. yüzyılda tüketici-üretici ilişkilerinde kontrolün tüketici tarafına kaydığının en güçlü kanıtıdır. İzmirliler olarak bu trendi çok iyi anlamalıyız ki şehrimizi yönetenler üzerinde etkimizi kullanabilelim.

Yurtdışında yaşayan bir İzmirli olarak söyleyebilirim ki, belediyelerin “Ben yaptım, oldu.” anlayışı sadece İzmir’imize ait değil. Kanada şehirlerinde de bazı belediye çalışmaları masa başında oturan bir grubun kafasına göre planlanıp, yapılmaya başlandığında halk tepki gösteriyor. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iletişim sorunu kontrolden çıkmış görünüyor. Belediye tarafından vaat edilen tarihler tutmuyor, haber verilmeden otobüs hatlarının rotası değişiyor, yapılan işlerin zorluğu ve değeri yeterince anlatılmıyor ve bu sebepten ötürü de İzmirliler ve belediyeleri arasındaki mesafe gitgide artıyor. Belediyenin sınırlı iletişim girişimleri de tek taraflı bilgi vermekten ileriye gitmiyor. Bu, kriz olma yolunda ilerleyen bir iletişim sorunudur. İzmir Belediyesi parasızlık içinde olabilir, politik ayrımcılığa uğramış olabilir, başka belediyelerin uğraşmadığı davalarla uğraşıyor olabilir. Ancak bunların hiçbiri iletişim konusunda içinde bulunduğu durumu açıklayamaz. Çünkü günümüzde kitle iletişimi bile artık ücretsiz yapılabilmekte. Sorunun temeline inelim ve İzmir’imiz için çözüm üretmeye çalışalım.

Bence Belediye’nin iletişim sorununun temelinde üç şey yatmakta: Birincisi, iletişimi tek taraflı bilgi aktarımından ibaret sanmak. İkincisi, hala bilgiyi ve iletişimi kontrol edebileceğini sanmak. Üçüncüsü ise iletişimin geçmişte olduğu gibi pahalı ve zahmet isteyen bir şey olduğunu sanmak. Sanırım Wikileaks olaylarından sonra artık bilgi paylaşımının kontrol edilemeyeceğini herkes anlamıştır. Günümüzde yükselen trendler kurumsal saydamlık, paylaşma ve saygıdır. Dünyanın önde gelen kuruluşları markaları ile ilgili bilgileri kendi istekleri ile kamuoyu ile paylaşarak tartışmalara yön vermekte. Bunu yapmayanlar vakitlerinin önemli bölümünü patlamış krizlerin hasarını onarmakla uğraşmakta. Mesela, sosyal medyanın gücünü kullanarak Belediye arsenik krizini daha doğmadan çözebilirdi. Hem daha ucuz hem de az zahmetli olurdu. Bu bağlamda iletişimin pahalı ve zahmet isteyen bir şey olduğunun tamamen yanlış bir görüş olduğunu da belirtelim. Sosyal medya ücretsizdir ve 2-3 kişilik bir ekip koskoca Belediyenin iletişim sorununu çözümleyebilir.

İzmir Belediyesi gibi sosyal medyayı kullanmayan kurumlar için en önemli adım, konuşmaktan ve dinlemekten korkmamaktır. Tabi kimse Aziz Kocaoğlu’ndan Twitter hesabı açmasını beklemiyor. Yapılabilecek en akıllı ve kolay adım Belediye’nin web sitesinde kapsamlı bir forum alanı açmak. Şu anda meraklı İzmirliler wowturkey.com gibi siteler üzerinden bilgi alışverişinde bulunuyor. Ancak İzmir’in şu anki durumu ve Belediye’nin ulaşılamaz imajı sinirli mesajların atılmasına sebep oluyor, Belediye bunlara cevap vermediğinden sinir çığ gibi büyüyor. Belediye bir kaç moderator ile bu forum alanını çekip çevirebilir, sorulara yanıt verebilir, gerektiği zaman bilgileri buradan halka yayabilir ve halktan kopuk imajını düzeltebilir. Ancak hepsinden daha da önemlisi, İzmir halkı Belediyesinin kendisini can kulağı ile dinlediğini hisseder. Emin olun ki Belediye kendi forum alanında metro çalışmalarının uzayacağını medyaya sızmadan önce halkla paylaşsa veya sudaki arsenik oranının dönemsel olarak yükseldiğini anons etse, halkın üzerindeki gerginlik ve İzmirlinin bıkkınlığı ve umursanmamışlık hissi ortadan kalkar.

Tabi online forum alanı İzmir Belediyesi’nin iletişim sorununu kısmen çözecektir. Ancak şu anda internette demlenmekte olan kızgın fırtınanın önüne geçmeye yarayacaktır. Daha ileriki adımların planlanması için bir dijital medya şirketine danışmakta fayda var. Şehrimizde bu konuda uzman firmalar ve uzmanlar fazlası ile mevcut. Belediyemiz bu firmalara danışarak sosyal medya stratejisini belirleyebilir. Ne dersiniz? Bana katılıyor musunuz? Belediyemizin kullanabileceği başka iletişim fikirleri aklınıza geliyor mu? Bana yazın.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.