İzmir için Sağlık

Bu yazıyı yazarken EXPO 2020’yi hangi şehrin kazandığına henüz karar verilmemişti. Ne olursa olsun 2015 ve 2020 EXPO süreçlerinin, İzmir için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Şehir olarak, tıpkı eski günlerde olduğu gibi, İzmir dışında neler olup bittiğini biraz daha yakından takip eder olduk. Kendimizi kıyasladığımız şehirleri, Türkiye içinden değil, yurtdışından seçmeye başladık. En önemlisi İzmir’imizin, insanlık için oynayabileceği en asil rolü belirledik. Kendimize tema olarak ‘Herkes için Sağlık’ı seçtik. En başından beri bu temanın çok doğru olduğu fikrimi korudum. Öte yandan, şehir olarak sağlık kavramını yeterince derin okuyamadığımızı da düşündüm. Hep söylenen bir söz var: ‘EXPO’yu, aslında İzmir’imizin geleceğini güvence altına almak için istiyoruz.’ Eğer gerçekten amaç bu ise, EXPO’yu alalım veya almayalım, yapmamız gereken tek bir şey var: Sağlık kavramına bakış açımızı değiştirmek ve her anlamda ‘İzmir için Sağlık’ demek… Bakalım sağlık ne demekmiş ve daha sağlıklı bir İzmir nasıl oluyormuş. 

Genelde elimiz kolumuz tutuyorsa, dişimizde gözümüzde sorun yoksa kendimizi sağlıklı sayarız. Kan değerlerimiz normalse, belimiz dizlerimiz ağrımıyorsa, sağlıklı olduğumuzu düşünürüz. Kalbimize dikkat ediyorsak, yediklerimizi özenle seçiyorsak sağlıklı yaşadığımızı sanırız. Ancak sağlık sadece vücudumuzla mı sınırlı? Sağlıklı olmak biyolojiye indirgenebilir mi? Sağlık, aslında doktorların uzmanlık alanın çok dışına çıkan, sonsuz derinliğe sahip bir kavram olabilir mi?

Bakalım modern bilim ne diyor:

1. Trafikte her gün 45 dakika harcayan çiftlerin boşanma riski %40 oranında artıyormuş.

2. Yürüyerek değil, arabayla ulaşılabilen mahallelerin sakinleri, etraflarındaki insanlara çok daha az güveniyormuş, paranoyaya daha yatkınmış.

3. 1993-2012 yılları arasında ortalama bir İngiliz %40 oranında zenginleşmiş, ancak psikiyatrik ve nörotik vakalar hızla artmış.

4. Her gün 1 saatini trafikte harcayan bir kişi, yürüyerek işe giden birinden ancak %40 daha fazla para kazanırsa, yaşamdan aldığı haz, yürüyen kişi ile eşit seviyede oluyormuş.

5. Yoğun trafik saatlerinde yaşanan stres oranı, savaş pilotlarının veya çatışmaya katılmış polislerinkinden daha yüksekmiş.

6. Londralılar, kişi başına gelirleri İngiltere ortalamasının çok üzerinde olmasına rağmen ülkenin en mutsuz insanlarıymış.

7. Yapılan beyin görüntülemelerine göre, her gün uzun saatler trafikte geçiren insanlarda, yürüyerek işe gitmeye başladıklarında, ‘yeni aşık olmuş bir kişinin’ yaşadığı etki gözlemlenmiş.

8. Trafikte sıkışan kişilerin kanında çok yüksek miktarda adrenalin ve kortisol bulunmuş.

9. Arabaya bağımlı yaşam geçiren insanların yüz kaslarında, yürüyen insanlara göre büyük ölçüde his ve ifade kaybı yaşandığı bulunmuş.

10. Arabada veya toplu taşımada uzun süre oturan insanların kaslarının köreldiği, kemiklerinin inceldiği ve kanlarının pıhtılaştığı, yani vücutlarının teknik olarak ölmeye başladığı ispatlanmış.

Buradan çıkarmamız gereken ders basit: Sağlık, sadece vücudumuza mahsus bir durum değil: Sağlıklı olmak çevremizle sürekli etkileşim içinde olan bir ruh hali. İzmir’imizi nasıl planlarsak, ruh sağlığımıza o şekilde yön vereceğiz. Ve ne yazık ki İzmir her Türk şehri gibi git gide sağlıksızlaşıyor.

İzmir'in geleceği: Yüksek binalar, lüks konutlar, havuzlu ve 'güvenlikli' siteler. Şehirle arasına duvar örmüş bir yaşam.
İzmir’in geleceği: Yüksek binalar, lüks konutlar, havuzlu ve ‘güvenlikli’ siteler. Şehirle arasına duvar örmüş bir yaşam.

Şehir dışına inşa edilen, insanları arabaya mahkum eden, yürüyerek ulaşılması hem mümkün hem de güvenli olmayan siteler… Yaşayanları sokak seviyesinden koparan, insanları özel güvenliğe ihtiyaç duydukları yönünde bir paranoyaya iten yüksek katlı konutlar… Sabah ve akşam saatlerinde merkezi bulvarlarda onlarca otobüsün arka arkaya sıralanıp, trafiği tamamen durma noktasına getirdiği bir toplu taşıma anlayışı… Kalkınma kavramını sadece yükselen kişi başına gelir olarak belirleyen devlet yapısı… Satın alma gücü ile yaşam kalitesi arasındaki farkı algılayamayan kafa yapısı… Büyüme konusunda saplantısı olan, kanserli bir dünya sistemi…

EXPO’yu aldık veya almadık. Bence İzmir ancak bu sorunlara çözüm bularak tekrar dünya şehri olabilir.

2 thoughts on “İzmir için Sağlık

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.