İzmirli neden aidiyet hissetmiyor?

Yıllardır İzmir’in beyin göçü sorunu olduğunu düşündük. Bence İzmir’in sorunu beyin göçü değil: Ruh göçü. İzmir, öncülerin şehri. Tarihi boyunca hep ilkleri yapan insanları kendine çekmiş. Hızla küreselleşen dünyada, bu kafa yapısına sahip insanların, yaşamlarını tek bir coğrafyaya hapsetmelerini bekleyemeyiz. Yani İzmir’in en büyük avantajı olan öncü zihniyeti, aynı zamanda en büyük zafiyeti. Öncü kafadaki insanlar eninde sonunda yeni maceralara yelken açacaktır, İzmir’i terk edecektir. Bence asıl sorun, bu insanların başka şehirlere, ülkelere gidip, İzmir’le bağlarını koparmaları… İzmir’i sadece yazın tatil yapılan, aile büyüklerini ziyarete gelinen, hayattan daraldıklarında çocukluk anılarını tazeledikleri bir mekan olarak görmeleri. İşte bu yüzden sorun beyin göçü değil. Ruh göçü…

This slideshow requires JavaScript.

Fark ettiyseniz İzmir’le ilgili her konuda devamlı tekrar eden bir hikaye var:

  • Belediye devamlı çöp topluyor ama sokaklar çöp içinde…
  • Körfezden milyonlarca lira karşılığı pislik temizleniyor ama ertesi sene aynı manzaralar tekrarlanıyor…
  • Gecekondulara laf ediliyor ama şehir beton binalarla kaplanıyor…
  • Binalara laf ediliyor ama İzmir’e ait hiçbir öğe taşımayan gökdelenler inşa ediliyor…

Bu hikayeler neden devamlı tekrar ediyor? Acaba İzmirli ruhu İzmir’i de mi terk etti?

İzmir 4 milyonluk bir şehir ama nüfusu 1950’lerde 250 bin kadarmış. Yani 40 yaşında biri için o eski İzmir hiçbir zaman olmamış. Bu yüzden aslında bugün ki İzmir 8000 değil 50 yıllık bir şehir. Bence İzmirliler bir kaç yüzeysel ve romantik kavram dışında kendini şehre, şehri de kendine ait hissetmiyor. Aidiyet hissetmediğimizde özen göstermeyiz. Ruhumuz, hareketlerimize yansır. Etrafı ile uyumsuz binalar yaparız… Rengarenk panjurlar takarız… Duvarlara yazılar yazar, afişler yapıştırırız… Bunların tamamı, şehirde kaybolma hissi yaşayan bireylerin etraflarına kendilerinden bir şeyler ekleme ihtiyacı.

This slideshow requires JavaScript.

Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Görmek istersek, dünyada örnek alabileceğimiz bir çok şehir olduğunu fark ederiz. Mesela, Toronto’da İzmir gibi son 50 yılda nüfusu 5’e katlanmış bir şehir. Bu kadar hızlı artan nüfus, entegrasyon sorunu yaratıyor. Torontolular kendilerini yaşadıkları şehre ait hissetmiyor. Aksine, kendilerini Toronto’ya sığınmış olarak görüyorlar. Bunun üzerine Toronto Community Foundation (TCF), 30 sivil toplum kuruluşunu bir araya getiriyor. Amaç, Torontolulara aidiyet hissettirmek. Onlara, şehrin gerçek sahibinin kendileri olduğu fikrini aşılamak. Semt kültürü oluşturmak ve insanların kaynaşmasını, sosyalleşmesini sağlamak. Bunun için ‘Playing for Keeps isimli eğlence ve rekabeti bir araya getiren bir semt yarışması düzenliyorlar. Amaç, insanlara ‘Burası benim semtim’ dedirtebilmek. Yarışmalar arasında futbol, basketbol gibi popüler sporlar olduğu gibi mangal yarışmaları, en güzel kardan adamı kim yapacak, en uzun süre kim seksek oynayabilecek gibi eğlenceler de var. Bir yarışma düzenlemek isteyen semt sakinleri TCF tarafından 50 dolarlık (!) bir fona başvurabiliyor. Amaç, Torontolulara her an beklenmedik güzel bir sürpriz yaşatmak, eğlence ile rekabeti kaynaştırmak ve insanları yaşadıkları yere bağlamak. TCF’nin bir başka amacı da şehirde yaratılan bu ruhu 2015 PANAM Olimpiyatları’na taşımak. İzmirli oyun uzmanı Yeşim Kunter’e göre benzer oyunlar çok ciddi emniyet sorunları olan Detroit şehrinde de oynanıyor. Şehrin sokaklarına tebeşirle 6 km.’lik seksek çizilmiş. Bu kadar basit ve çocuksu bir aktivite bile on binlerce kişiyi bir araya getirmiş. Birbirleri ile kaynaşan semt sakinleri, farkında olmadan ortak sorunlarına çözüm aramaya başlamışlar.

İnsan ruhu sürprizleri sever. Monotonluktan kaçar. Yaşam, farkına varıldığında bir anlam ifade eder. İzmir’de yapılacak semt yarışmaları, insanların yaşadıkları şehre aidiyet hissetmelerini, semtlerini sahiplenmelerini sağlar. İnşallah EXPO 2020’yi alacağız. Ancak, sadece yol, bina ve fuar alanı inşa ederek İzmir’i ayağa kaldıramayız. İzmirliler’in kendilerini, İzmir’in sahibi olarak görmelerini sağlamalıyız. Bunun yolu da eğlence, sürpriz ve rekabetin kesişim noktasında olabilir. Eski İzmirliler bunu bizden iyi biliyormuş. Örnek için Rakıspor-Şarapspor maçlarına veya Hıdırellez’e bakmak yeterli.

Aslında İzmirliler şu anda boğuştuğumuz çoğu sorunu geçmişte çözmüşler. Yakın tarihimize bakmamız yeterli.
Aslında İzmirliler şu anda boğuştuğumuz çoğu sorunu geçmişte çözmüşler. Yakın tarihimize bakmamız yeterli.

One thought on “İzmirli neden aidiyet hissetmiyor?

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.