İzmir’le oyun oynamak

Bir süreden beri şehrimizin fiziksel yapısının, İzmirlilerin ruhsal sağlığı üzerindeki etkisinden bahsediyoruz. Güzelliklerle çevrili olmak, ruh sağlığımız için çok önemli. Çünkü gözlerimiz ne görüyorsa, zihnimiz onu gerçeklik olarak kabul ediyor. Ancak ruh sağlığımızın tek kaynağı güzellik değil: Ruhumuz, mümkün oldukça monotonluktan kaçmak ister. Ara sıra sürprizler yaşayıp, farklılıklar görüp, kendini canlı hissetmek ister. Ruhumuzun aslen aradığı yenilikten ziyade hayatın rutin akışını kısa bir süre için de olsa kırmak, robot tarzı bir yaşam sürmemektir. Eğer gerçekten ‘Herkes için Sağlık’ diyorsak, İzmirlilerin sağlıklı ruhsal yapıya sahip olmaları için, her köşesi minik sürprizlerle dolu bir İzmir yaratmalıyız.

Keşfedilesi yerler ruhumuza özellikle hitap eder. Alaçatı’nın sokaklarında öylesine yürümek, İstanbul Çukurcuma’da dolaşmak, Foça’nın taş evlerle dolu sokaklarını keşfe çıkmak, birbirinden ilginç dükkanlarla dolu bir sokakta zaman kavramını kaybetmek… Bunların hepsinin sebebi, yukarıda bahsettiğimiz farklılık arayışı. Sürprizlerle dolu, keşfedilmeyi bekleyen, gizemli bir İzmir sadece İzmirlilere değil, şehir içine çekmeye çalıştığımız turistlere de ilginç gelecektir. Tek ihtiyacımız, ilk aşamada bir kaç yaratıcı fikrin önünü açmak ve İzmir’i yaratıcı insanların oyun alanı haline çevirmek. Burada bahsettiğimiz kesinlikle büyük ve pahalı projeler değil. Aksine, bakın bir otobüs durağı maliyetine Amerika’nın Peoria şehri ne yapmış…

This slideshow requires JavaScript.

Peoria, Amerika’nın ortasında yer alan, hiçbir ayrıştırıcı özelliği olmayan, Bornova kadar bir şehir. Şehirde bir adet rasathane bulunmakta… Çocukları nasıl rasathaneye çekebileceğini düşünen müdürün bir gün aklına basit bir fikir geliyor: Binanın dış duvarına 10 metre büyüklüğünde bir güneş çizdiriyor. Daha sonra, çizilen resmin büyüklüğünün gerçek güneşe olan oranını hesaplıyor. Aynı oranı tutup güneş sistemindeki tüm gezegenlerin maketini yaptırıyor. Örneğin, Dünya voleybol topu büyüklüğüne denk geliyor. Daha sonra orantısal olarak gezegenlerin güneşten uzaklığını hesaplıyor ve şehrin dört bir yanına yayılan minik bir güneş sistemi yaratıyor. Pinpon büyüklüğündeki Merkür’ün yörüngesi, rasathanenin karşısındaki okulun kafeteryasına denk düşüyor. Dünya, tam 6 blok öteye yerleştiriliyor. En uzak gezegen olan Pluto ise rasathaneden tam 64 km uzağa konuyor. Güneş Sistemi gibi üstüne hiç kafa yormadığımız bir olgu, elle tutulur, gözle görülür olunca bir anda merak uyandırıyor. İnsanlar kendilerini bütün gezegenleri görmekten alıkoyamıyor. Garip ama gerçek: Rutini kırmak, kendimizi canlı hissetmek aslında bu kadar kolay.

Günümüzde ‘gamification’ yani ‘oyunlaştırma’ denilen bir trend yükselişte. Oyuna dönüşen herhangi bir aktivite insanlar için daha eğlenceli, etkili ve akılda kalıcı oluyor. Aktivite görev olmaktan çıkıyor, zevke dönüşüyor. Bu yüzden her geçen gün bir çok şehir, kendisini oyun alanına çeviriyor. Hatta güvenlik, trafik gibi bazı sorunlarını çözebilmek için oyunlar tasarlatan şehirler var. Halk kendisine sunulan oyunu oynarken farkında olmadan önemli sorunları çözüyor.

Karşıyaka’da -çok bilinmese de- bir bilim müzesi var. Üstüne üstlük, Serbest Ticaret Bölgesi içinde bir de NASA uzay kampımız var. Bunlar, potansiyellerini çok iyi kullanamadığımız değerlerimiz. Özellikle uzay kampına bir çok ünlü marka sponsorluk yapıyor. Neden benzer bir fikri, sponsor markaların da faydalanabileceği bir şekilde uygulamayalım? Hatta Amerikalıların sabit olarak yaptığı minik Güneş Sistemi’ni, teknolojiyi kullanarak hareketli şekle getirebilir, gezegenlerin yörüngelerinde (yani şehir içinde) hareket etmelerini sağlayabilir, yörüngeye denk düşen dükkanlarla ortak kampanyalar düzenleyebiliriz. Aynı mantıkla kurvaziyerden inen turistleri çekmek istediğimiz mekanların listesini çıkarıp, bunu bir oyun şekline çevirebiliriz. Bir sonraki yazımızda İzmirli ünlü bir oyun uzmanının gözünden İzmir’e bakacağız.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.