Geleceğin şehirleri

Geçtiğimiz ay, Kanada şehirlerinin markalaşmaları konusuna değinen bir konferans yapıldı. Konuşmacılardan biri McGill Üniversitesi’nde İletişim ve Kültür Tarihi Profesörü William Straw’du. Kısaca özetlemek gerekirse, Prof. Straw, Kanada, Kanada kültürü ve kentlerin kültürleri konusunda fikirlerine sıklıkla danışılan bir otorite… Konferans sonrası kendisiyle ile görüşme talebinde bulunduk. Türkiye’yi ve özellikle İstanbul’u çok seven Prof. Straw, bizi kırmadı. Bir saate yakın mülakat sırasında geleceğin şehirleri, yöresel kültürler ve markalaşmaya çalışan şehirler hakkında önemli mesajlar verdi. İzmir’imizin işine yaraması dileğiyle!

Will Straw-Bir şehri popüler kılan nedir?

İlk olarak bir konuyu aydınlatalım: Eskiden turizm denince, aklımıza deniz, güneş ve plaj gelirdi. Bu kanı değişmekte. Günümüzde şehir turizmi yükselişte. İnsanlar yaşadıkları şehirlerden başka kentleri görmek istiyorlar. Peki, bir şehri popüler bir turistik destinasyon kılan nedir? Cevap: şehrin sahip olduğu yaratıcı enerji! Richard Florida gibi küresel uzmanlar buna ‘yaratıcı sınıf’ diyorlar. ‘Yaratıcı sınıf’ akla gelebilecek her türlü bilgi-bazlı sektörü (bankacılık, danışmanlık, eğitim) ve yaratıcılık gerektiren meslek kollarını (sanat, medya, bilgisayar programcılığı) kapsıyor. Bence yaratıcı sınıfın enerjisi bir şehrin popülerliği için çok önemli. Çünkü yaratıcı sınıf gençtir, para kazanır ve belki daha da önemlisi para harcar. Devamlı daha iyi restoranlar, daha iyi kafeler, daha iyi festivaller, daha çok kültürel aktiviteler ve daha hareketli bir hayat ister. Bunlar da günümüzde şehir turizmi arayan kişilerin en çok ilgisini çeken şeyler.

-Yaratıcı sınıfı olmayan bir şehir ne yapabilir?

O durumda, odaklanmak ve farklılaşmak gerekir. En mantıklı şey, bir üniversite şehri olmak. Öğrenciler mezun olup başka şehirlere taşınsalar bile en azından şehirde devamlı bir yaratıcı kitle bulunur. (Notumuz: Eskişehir çok iyi bir örnek.) Yapılabilecek diğer şeyler, İrlanda’nın yaptığı gibi belli yaratıcı sınıflara vergi avantajı sağlamak, eski endüstriyel yapıları yenilemek ve sanat atölyesine çevirmek, gece hayatına biraz daha özgürlük tanıyarak liberal bir şehri imajı çizmek ve uluslararası ses getirecek bir festival düzenlemek. Dünyada sadece bir festival ile tanınan bir çok kasaba var.

Tabi bazı ufak şehirler coğrafi olarak daha şanslılar. Mesela, seneler önce Seattle, çok önemli bir yaratıcı enerjiye sahipti. Ancak, zamanla şehir hayatı pahalılaştı. Bunun üzerine yaratıcı enerji 3 saat uzaklıktaki Portland şehrine göçmeye başladı. Ne zaman Portland pahalı ve kalabalık olmaya başladı, yaratıcı enerji Minneapolis’e akmaya başladı. (Notumuz: İstanbul hızla pahalı ve yaşaması zor bir şehir oluyor. Bu şehirden eninde sonunda göçmeye başlayacak yaratıcı enerjiyi, başka bir şehre kaptırmamalıyız.)

-İnsanlar bir şehri neden ziyaret eder?

Turist çekme konusunda şehirler amansız bir küresel mücadele içinde. Gene bir konuyu aydınlatalım: Eskiden mega projelere sahip şehirler çok ses getirirdi. İnsanlar büyük bir binayı, büyük bir parkı gezmek için başka şehirleri ziyaret ederlerdi. Günümüzde artık bu değişiyor. Artık abidevi yapılar yerine şehrimizde göremediğimiz çeşitlilik görmek istiyoruz.

Ayrıca, zamane insanın çok vakti yok. Fark ederseniz her ürün, her servis tüketimi kolaylaştırabilmek adına mini formatta geliyor. Aynı şekilde, söz konusu turizm olduğunda kısa sürede tüketilebilir deneyimler istiyoruz. Bu yüzden New York Times’da ‘Portland’ta 24 saat’ diye bir makale çıkınca insanlar bu şehre akın ediyorlar.

-‘Turistler çeşitlilik görmek istiyor.’ dediniz. Tam olarak neden bahsediyorsunuz?

Günümüzde turistlerin bir şehirde görmek istediği iki şey var: Sokak ve kentli manzaraları…

Sokakla başlayalım. Dev alışveriş merkezleri ve zincir mağazalar her yerde var. Şehirler standardize oldu. O yüzden turistler artık değişik, orijinal ve modern zanaatçıların olduğu dükkanları gezmek istiyor. Ufak kahve dükkanları, sanat galerileri ve yerel bir tasarımcının kıyafetlerinin satıldığı dükkanlarla dolu bir sokak görmek istiyorlar. (Notumuz: Alaçatı, Alsancak ve toparlanmış bir Kemeraltı.)

Ayrıca, turistler şehir manzarası görmek istiyorlar. Dolu, hareketli, enerjik kafeler, sokağa taşmış festivaller, barlardan gelen müzik… Bu mekanlar yavaş yavaş kümelenmeye başlayınca, o şehre mahsus bir kentli manzarası ortaya çıkıyor ve turistlerin ilgisini çekiyor. (Notumuz: İzmir Kordon iyi bir örnek.)

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.