İzmir’in Diaspora Stratejisi

Son yıllarda şehirlerimiz arasındaki rekabet kızışıyor. İnternet sayesinde bilgi dolaşımı son derece kolaylaşmış durumda. Bu yüzden vatandaşlar artık kendi şehirlerini başka şehirlerle anında kıyaslama olanağına sahipler. Bence bu İzmir’imiz için çok iyi bir gelişme. Çünkü tarafsız olarak bakıldığında bazı konularda diğer şehirlerin oldukça gerisindeyiz. Ancak, İzmir’in Türkiye’de başka hiçbir şehrin sahip olmadığı bir avantajı var: Diasporası.

İzmir çeşitli sebeplerden dolayı kaymak tabakasını tutamıyor. Şehrin dışında yaşayan ve önemli noktalara gelmiş çok önemli akademisyen, iş adamı ve sanatçı İzmirliler var. Başta üniversite yaşına gelmiş gençler başka şehirlere gidip geri dönmüyorlar. Kariyerlerinde yükselmek isteyenler şehri hatta ülkeyi terk ediyorlar ve en kötüsü İzmir’i sadece yazın bir kaç hafta geçirilecek bir yer olarak algılıyorlar. İzmir’in markalaşmaya çalıştığı şu günlerde bu algıların kırılmasının şehrin geleceği için hayat-ramak meselesi olduğunu düşünüyorum. Açıkçası bu son derece zor bir iletişim meselesi. Ancak imkânsız değil. Bu işten sorumlu olan kişi olsam ne mi yapardım?

İlk olarak İzmir dışında yaşayan İzmirliler üzerine bir segmentasyon araştırması yapılmalı. Eminim bu insanlar fikirlerinin sorulmasından memnun olacaklardır. Diaspora; yaşlarına, gelirlerine, İzmir’e bakışlarına ve hayat tarzlarına göre gruplara ayrılmalı ve her grubun temel motivasyonları tespit edilmeli. Mesela 20 yaşındaki bir öğrenci ile 40 yaşındaki bir yöneticinin bir şehirden beklentisi tamamen farklıdır. Daha sonra büyüklerimiz bu segmentasyon araştırmasının sonuçlarını analiz etmeli ve İzmir’in geleceği için hayatî gördükleri 2, 3 stratejik grubu seçmeli. İkinci aşamada bu gruplardaki insanlarla birebir mülakatlar yapılmalı. Bu görüşmelerde elde edilecek zengin bilgiler ışığında her grup için farklı bir iletişim stratejisi belirlenmeli. Bu iletişim stratejisi hazırlanırken bir şey akıldan çıkarılmamalı: Hayattaki en güçlü motivasyon kişisel mutluluktur. Eğer İzmir diasporaya daha mutlu bir hayat vaat edebilirse o zaman başarı şansımız yükselir. Peki insanları ne mutlu eder? Yurtdışında yapılan araştırmalara göre mutluluğumuzun temelinde iki şey yatmakta:

Aile-arkadaş ilişkilerimiz ve gaye duyarak, tutkuyla yaptığımız bir iş. Genel kanının aksine; insanlar kişisel gelirlerine sosyal hayatlarından ve yaptıkları işten daha az önem vermekte.

Buradan İzmir adına çıkarılacak iki önemli ders var:

Birincisi, diaspora İzmirlilerine çok yüksek maaşlı işler bile teklif etsek, sosyal hayatlarını zenginleştirecek çözümler sunmadıkça onları İzmir’e geri taşınmaya ikna edemeyiz. İnsanları İzmir’e tek başlarına değil, kümeler halinde çekecek taktikler aramalıyız. İkincisi, diasporaya herhangi bir iş olanağı sunmak çözüm değil. 21. yüzyılda çalıştığımız şirket ve yaptığımız iş bizi manevi olarak tatmin etmeli. Ömrü boyunca aynı işi yapan, aynı şirkette çalışan insanlar artık mazide kaldı. Gayesizce bir işte çalışmak artık bir seçenek bile değil. Başka bir araştırmaya göre iş seçerken yeni neslin kullandığı en önemli kriter; zorlayıcı ve fırsatlarla dolu bir işte üst düzey sorumluluk alabilmek. Yani diasporaya şu anda yaşadıkları şehirde yapamayacakları bir iş olanağı sunmamız lazım. Unutmayalım: İnsanlar 21. yüzyılda yaptıkları işte “gaye” arıyor. Eğer yapmayı sevdikleri iş sayesinde İzmir’de gözle görülür bir fark yaratabilecekleri bir olanak sunulursa, diaspora İzmir’e tekrar ilgi duyar. Nasıl mı?

Sinemacılık ile ilgilenen kişiye, İzmir’de Doğu Akdeniz’in en gelişmiş film akademisinin kurulmasında kilit bir rol önerebiliriz. Denizcilik ile ilgilenene, kenti denizle barıştıracak, çocuk yaşta herkese deniz sporlarını sevdirecek bir sivil toplum kuruluşu oluşturma görevi verebiliriz. Turizm ile ilgilenen birine, dünyaca ünlenecek bir butik otel veya restoran açma olanağı tanıyabiliriz. Mimarlık yapan bir İzmirliye, şehrin siluetini değiştirecek bir proje yapma fırsatı sunabiliriz.

Kısaca, diasporaya, şu anda yaptıkları işin aynısını daha yüksek maaş ile teklif edersek bizi reddedeceklerdir. Ancak, onlara gaye ile çalışabilecekleri, iyi maaşlı, kendileri gibi insanlarla tanışabilecekleri zorlu bir fırsat sunarsak, en azından bizi dinleyeceklerdir. İzmir geleceğini güvence altına almak istiyorsa, kesinlikle diasporası ile daha güçlü bağlar kurmalı. Ne zaman ki şehrin hatta ülkenin dışında yaşayan İzmirliler geri dönmeye başlayacak, o zaman İzmir tekrar şahlanacak.

2 thoughts on “İzmir’in Diaspora Stratejisi

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.